İdeal Bilim
İnsanlarının Kişisel Özellikleri: Araştırmacıların Objektif Sonuçlar Elde
Etmesi İçin
Bu makale, bilim insanlarını eleştirerek, araştırma
öğrencilerinin calismalarini objektiflestirebilmesine yardim edecektir. Bu
bağlamda, ideal bilim insaninda bulunmasi gereken kişisel özellikleri ortaya
koyarak hangi bilim insanının kaynaklarıni birince elden değerlendirmesi
gerektiğini belirleyeceğiz.
Bu noktada, bazı bilginlerin bir bilim insanının sahip
olması gereken nitelikler hakkında söylediklerine bakalim:
1) Platon şöyle demiştir: "Yalnızca beden ve
arzularından ayrılarak ruh, gerçeğe yaklaşabilir ve formlar hakkında bilgi
edinebilir" (Phaidon, 67d-68a). Kişinin arzularından kendini ayırmasının,
nihai gerçeği arayışında önemli bir rol oynayabileceğini kabul ediyoruz.
2) Yunus Emre şöyle demiştir: "İlim ilim bilmektir;
ilim kendini bilmektir. Kendini bilmezsen, bu nasıl okumaktır?" Bu, Yunus
Emre’nin, gerçek bilginin peşinde kendini tanımanın gerekli oldugunu belirttiği
sözüdür.
3) Bertrand Russell: "İki şey söylemek isterim, biri
entelektüel diğeri ahlaki: Entelektüel olarak şunu söylemek isterim: Herhangi
bir konuyu incelerken ya da herhangi bir felsefeyi düşünürken, kendinize sadece
şu soruyu sorun: Gerçekler nedir ve bu gerçeklerin ortaya koyduğu gerçek nedir?
Ne inanmak istediğinizden ne de inanılsa toplumsal açıdan yararlı olabileceğini
düşündüğünüz şeyden etkilenmeyin. Yalnızca ve sadece gerçekler nedir, ona
bakın" (Bertrand Russell - Gelecek Nesillere Mesaj, 1959’da yapılan röportaj).
Bu, bir bilim insanının, ampirik kanıtlara ve etik ilkelere derin bir bağlılık
geliştirmesi gerektiğini ima eder. İdeal bilim insanının kendi inanclarindan
soyutlanarak bilimin saf verilerini ortaya koymasi gerektiğinin altını çizer.
Sonuç olarak, makale, Platon, Yunus Emre ve Bertrand Russell
gibi büyük düşünürlerin içgörülerine dayanarak, bilim insanlarında bulunması
gereken bazı kişisel özelliklerin önemini vurgular. Platon'un, gerçeğe ulaşmak
için arzularından ayrılma vurgusu, Yunus Emre'nin bilginin temeli olarak öz
farkındalığına olan inancı ve Russell'ın ampirik kanıtları ve etik sorumluluğu
önceliklendirme konusundaki ısrarı, bilimsel bütünlüğün çok yönlü doğasını
ortaya koyar. Bilim insanları için bu ilkelere bağlılık çok önemlidir, çünkü
çalışmaları toplum üzerinde derin etkiler yaratır. Sonuç olarak, bilimde
gerçeğin peşinde koşmak, entelektüel titizlik ile ahlaki hesap verebilirlik
arasında bir denge gerektirir ve bu da bilimsel çabaların daha büyük bir
iyiliğe katkıda bulunmasını sağlar. Bir araştırmacı, çalışması için daha doğru
veriler aradığında, kişisel görüşlerine aşırı bağlı olmayan bir bilginle
danışmalıdır. Bu yaklaşım, araştırmacının objektif sonuçlar elde etmesine
yardımcı olacaktır. Araştırmacının başvurduğu bilgini seçerken, onun tarafsız
olma yeteneğini ve gerçeğe ve etik ilkelere bağlılığını değerlendirmesi
gerekmektedir. Kendi inançlarına tutku ile bağlı olan bir bilim insanın ilmi
sonuçları carpitabilecegi düşünülmelidir. Bir araştırmacı ancak bu şekilde
gerçek sonuçlara ulasabilir.
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder