14 Ocak 2023 Cumartesi

Kozmoloji Mizaç İlişkisi ve Mizacın Dünya Üzerindeki Dağılımı

 




 

 

 

Kozmolojinin Mizaca Etkilerı ve Mizacın Dünya Üzerinde Dağılımı

 

The Effects of Cosmology on Temperament and The Spread of Temperament on The World

Tuncay SONAY

Araştırmacı Gezgin

OrcID 0000-0003-2788-9658

tuncaysonay81@hotmail.com

 

Kozmolojinin Mizaca Etkileri ve Mizacın Dünya Üzerinde Dağılımı

 

ÖZ

Bu yazımızda kozmolojinin insanın ahlakına ve gorünüşüne etkilerini yani mizaç-kozmoloji ilişkisini değerlendireceğiz. Ortaya çıkaracagımız ateş, hava su ve toprak olan dört unsurdan oluşan mizaç teorisinin dünyanın dört tarafina yayılmış olduğunu ortaya koyacağız. Asya, Bati, Orta kusak ve Afrikanın karakteristik yapısı ve fiziki görüntüsü ile dört unsur arasındaki ilişkileri göstererek dört mizacın dünyanın dört bölgesinde bulunduğunu ispatlayacağız.  Teorimiz gecmişi doğru anlamamızı sağlarken güncel konulara da ışık tutmaktadır. Sosyologlar ve dinler tarihi araştırmacıları bulgularını değerlendirirken teorimiz çerçevesinde çıkarımlar yaparak daha isabetli yorumlar yapabileceklerdir.

 

Anahtar Kelimeler; Mizaç, Ahlak, Doğu-Batı

 

Effects of Cosmology on Temperament and Distribution of Temperament in the World

ABSTRACT

In this article, we will evaluate the effects of cosmology on human morality and appearance, namely the relationship between temperament and cosmology. We will reveal the theory of temperament which is four elements are spread to four corner of the world that are fire, air, water, soil are located in Asia, West, Middle climate and Africa. We will show the relationship between four elements and the four region of the world. While our theory enables us to understand history correctly, it also sheds light on current social issues. Researchers of social science and history of religion will be able to make more accurate comments by making inferences within the framework of our theory while evaluating their findings.

Keywords; Temperament, Ethics, West-East

 

GİRİŞ

Insan ahlakı ve davranışlarını şekillendiren sebepler tanımlanamayacak kadar çok olabilir. Üzerinde meleke sahibi olduğumuz bu konuda uzun yıllardır seyahat ederek tecrübe sahibi de olduk. Ardindan eski seyyahlardan Ibn  Fadlan ve Ibn Battuta'nın gozlemlerini inceledik.  Kendi gözlemlerimiz ile eski seyyahların gezilerinden çıkan bölgelere göre insan ahlakına dair ortak huyların o bölgenin mizacını oluşturduğu kaanatine vardık. Daha sonra mizaç üzerinde düşünmüş ve çalışmış olan Dr. Hipokrat, Ibn Haldun, İbrahim Hakkı gibi isimlerin çalışmalarındaki mizaç konuları ile sentezleyerek dünya üzerinde dört mizacın dört farklı bölgeye yayılmış olduğunu ispatladık.

 

Yazımızdaki dört mizacin dört bölgede gözlemlendiğine ilişkin mizaç teorisi günümüzdeki sosyal meselelere ışık tuttuğu gibi dinler tarihini yorumlarken de daha doğru çıkarımlar yapılmasına sebep olacaktır. Dolayısıyla dört bölgenin din mezhep seçimleri, ilme olan yaklaşımları ve bölgelerdeki bazı sosyal meseleleri inceleyeceğiz.

 

Sözünü ettiğimiz dört mizaç ve dört bölgeyi tanımlayalım. Dört mizaç ve bölge  safra üstünlüğü ile asya, su üstünlüğü ile batı, kan üstünlüğü ile orta kuşak ve siyah safra üstünlüğü ile afrikadır. Bu mizaçların oluşumunda en temel etken güneştir. Güneşin dünya üzerinde bıraktığı etkiyi toplumların üzerinde ahlak bakımından değerlendirdiğimizde her bir bölgedeki dört unsurun oluşturduğu karakteristik yapı ile paralel olduğunu görüyoruz. Yani safra, siyah safra, kan ve balgamın üstünlüğünü oluşturan temel etkenin güneşin alevi olduğunu söyleyebiliriz. Daha sonra ilmi simadan edindiğimiz karakter görünüş ilişkisinin de dört bölgedeki toplumların karakteristik yapıları kadar görünüşleri ile de paralel olduğunu ortaya koyarak kozmolojik etkenlerin insan mizacını yani karakter ve görünüşünü bölgelere göre sekillendirmiş olduğunu ispatlayacağız. Bu ispata başlamadan önce mizaç kavramını açıklayalım.

 

Mizaç latincesi ile parçalarin en uygun oranı anlamındadir. Bu parçalar doğadaki dört element yani ateş, hava, su ve toprağin vücudumuzdaki halleri olan kan, safra balgam ve siyah dumandır. İnsanoğlu uzun süre bir yerde yaşayarak oranin gıdalarını tüketmesi sonucu genlerine işleyen ve yedisinden yetmişine degiştiremediği mizacını oluşturan en temel etkendir. Bu elementlerde en uygun oranı yani dengeyi bulan insan sıhhate kavuştuğu ve vücuttaki sıvılardan birinin ağır basması sonucu insanın hastalandığını ve şifanın ise o sıvının zıddı ile dengelenerek olacağı Dr. Hipokrat tarafından ortaya konmuş olan dört sıvı teorisidir.

 

Bizim Çalışmamızın temelindeki insanların davranışlarını ve görünüşünü şekillendiren mizaç  iki etkenden oluşur, bunlar; gen ve sinir mizaçlarıdır.

 

1) Gen Mizacı; Yaradılıştan kaynaklanan mizaç: İnsanın yediden yetmişe içinde olan tabiatına ilişkindir. Bu tabiat uzun sürede ırklara gore şekillenmis, bu şekillenmede ise coğrafya ve besinler öncü faktörler olmuştur.

2) Sinir Mizacı; Beldelerin insan bedeninde gelistirdiği sinirlerin aracılığı ile oluşan eğilimler: İnsanin yaşadıgı yere gore geliştirdiği sinirler vasıtasıyla kısa sürede oluşur ve bu sinirler çerçevesinde olaylara karşı verdiği tepkiler değişebilir. Aynı beldede yaşayan insanlar arasında kan baği olmasa dahi aynı sinirler gelişir. Arapçada asabiyet olarak adlandırılır, bazı kesimlerin halkın sinir uçları olarak değerlendirdiği bu kavram Karadeniz ahalisince de damar olarak adlandırılır. Mizaç üzerine bu bilgileri verdikten sonra kozmolojik etkenlerin insan mizacını yani karakter ve görünüşünü bölgelere göre nasıl şekillendirdiğini açıklayalım. Bunu açıklarken 10. ve 13. yüzyılların gezginlerinden Ibn Fadlan ve Ibn Battuta'nın seyahatnameleri ile kendi seyahatlerimizden edindiğimiz tecrübelerimizin bölgelere göre ortak yanlarını o bölgelerin mizacı olarak değerlendirdik. Çalışmamızı bir bölgede bin yıllık süreçte değişmeyen sosyal huyları o bölgenin mizacı olduğu üzerine temellendirdik.

 

Güneş asyadan doğar ve batıdan batar. Bu süreçte güneş alevini en fazla asyaya, dengeli olarak orta kuşağa ve en azıyla batıya bırakır. Yoğun alevin etkisi altındaki asyada, bedenler içerisindeki sıvılar kuruyarak safranın üstünlüğü oluşur. Batıda ise güneşin alevi azalarak yakıcı etkisini kaybeder ve batıda bedenler içerisinde suyun üstün gelmesini sağlar. Orta kuşakta ise güneş alevini itidalli bırakarak su ve safrayı dengeleyerek vücutta kanın üstün gelmesini sağlar. Afrikada ise siyah safra üstünlğü gözlemlenir. Şimdi Erzurumlu İbrahim Hakkı'dan sıvıların insan üstünlüklerinin bedendeki alametlerine bakalım;

 

 

Bu kısımda dört sıvı üstünlüğündeki görünüş ozelliklerini belirtelim ve ardında da karakteristik ozellikleri ile ilim, sanat ve inanca olan yaklaşımlarına  değineceğiz.

 

Safra Üstünlügü Alametleri; Görünüşte sarı ten renkli, iç yağ oranı yüksek, uyku süreleri daha fazla olur. Renk sarılığı, göz sararması, ağız ve burun ucunda kuruluk, şiddetli susama, iştah zayıflıgı, kusma coklugu, dil sertleşmesi, düşte ateş görme ve uyanınca ağız ekşiligi tıp alimlerinin tecrübe ile bildikleridir.1  Bu mizac gunesin yakici etkisi ile asyada oluşur.

 

Balgam Üstünlügü Alametleri; Görünüşte beyaz tenli, eti, yagi ve icyagi fazla, uyku coklugu, derinin yumuşak ve soğuklugu, tükürük fazlalığı, susama azlığı, hazım zayıflıgı, vurdumduymazlık, geğirme, rüyada su ve kar görme, uyanma anında ağzın tuzluluğu gözlemlenir.1  Bu mizaç guneşin yakıcı etkisini kaybettiği batıda gözlemlenir.

 

Kan Üstünlügü Alametleri; Görünüşte kan üstünlüğ ile kırmızı tenlilik, bol etli, geniş göğüslü, damarları gozüken, el ve ayak kemikleri büyük, gaytanın kokusu

 

1Erzurumlu Ibrahim Hakki – Marifetname

keskin rengi koyu, şiddet ve hiddet ile kelamda sürat ve fazlalığıdır. Baş  ağrısı, rüyada kırmızı renk görme ve uyanma anında agız tatlılığı, esneme, durgunluk, çıban ve basur çıkması gözlemlenir.1 Bu mizaç güneşin yakıcı etkisini dengeli bıraktiği orta kuşakta gözlemlenir.

 

Kara Safra Üstünlügü Alametleri; Bedenin siyahlığı, Yağ ve içyağın çokluğu, el ve ayak kemiklerinin küçüklüğü olarak tecrübe edilmiştir.1 Bu mizaç ise afrikada gözlemlenir.

 

Bu dört unsurun sıcaklık- soğukluk ve rutubet-kuruluk gibi özellikleri de vardır.

 

Sıcağın Alametleri; Kırmızı beden, buğday ten, geniş göğüs, hareketli nabız, gözüken damarlar, süratli konuşma ve hareket, uyanıklık süresinin uzun oluşu, esneme, el ayak ve kemiklerin büyüklüğü, keskin kokulu gayta olarak sıralanabilir. Bunların aksi soğuğa alamettir 1

Bu alametlerden en fazlasını gösteren kimse içerisinde o mizaç aynı nispette yüksek bulunur.

 

Buraya kadar mizaçların görünüş özelliklerinden bahsettik. Burada ise mizaçların karakteristik genel ozelliklerini ve görünüşlerine değineceğiz.  Burada söz edeceğimiz karakteristik özellikleri çıkarırken 10. ve 13. yüzyıllardan Ibn Fadlan ve Ibn Battuta'nın seyahatnamelerinden aldıklarımız ile kendi seyahatlerimizde de gözlemlediğimiz karakteristik özelliklerden ortak olanları bölgenin karakteristik yapısı olarak kabul ettik. Bu karakteristik özelliklerin görünüşe olan yansımalarında ise ilmi simadan faydalandık. İlmi sima üzerine Mehmet Ali Bulut'un Elfabe isimli eseri ile Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname isimli eserinden faydalandık. Şimdi dünya üzerindeki mizacın dağılımını ortaya koyalım.

 

Asya; Safra Üstünlüğü

Güneş alevini yoğun olarak bıraktığı asyada insanların bedenlerindeki sıvıları kurutur ve safranın üstün gelmesini sağlayarak onların mizaçlarının sekillenmesine sebep olur. Ve sarı safra onların sarı tenli ve siyah saçlı olmalarını sağlar. Sarı saç asyada gözlemlenmemektedir.

 

Mizacında uyumlu ve sabırlı, imanı zayıf, materyalist bir beklenti içerisinde     

olup affetmede zorlandıkları görülür. Asya insanında burun çene arası mesafeleri uzun olması ile sabırlılığın işaretidir.2 Gercegi dogru olsa da menfi olduğunda kabul etmezler.

 

Asyanın mizacı onları gerceğe olan arayıştan çok maddeye olan isteğe yöneltmiş ve kaş burun arası dar, gözü çekik olmuş, bu siması karakterinde  aşk ve imanın zayıflığı olarak belirmiştir. Gözleri ile kaşları arasının açık olması affetmede  zorluk çekmelerinin emaresidir. Kendi mizaçlarına uygun felsefi inanç temelli dinlere yonelmişlerdir. Dünden bugüne seçtikleri dinden beklenti icerisinde olmuşlar ve kendisi icin zenginliği ve şansı onlara sunacak olan dini tercih etmislerdir ve dini ritüellerde beklentilerini belirtmişlerdir. Iyi dileklerde bulunurken sansın yanında olmasını ve iyilik yaparak iyiliklerin kendilerini bulmasini umarlar. Bu mizacın insanları dinlerini değistirseler dahi geçtikleri dinin esaslarini dünyevi beklentilerini karşılamaları çerçevesinde değerlendirirler. Bu bölgeler tarihlerinde seyyahlar icin son derece güvenli olmuş, gezginler icin elverişli yerler olarak bilinmis.3 Insaları da dolayısıyla saygılı olmuş. Bunun yanı sıra ahlaki değerlere sahip cikilmis ve eğlenmek için gidilecek yerler olarak bilinilmek istememişlerdir.3 Günümüzde de bu özelliklerini korumuşlardir. İlme olan yaklaşımlarında ise menfi gerçekleri kabul etmedikleri gözlemlenir. Dinlere ve ilme olan yaklaşımlarında mizaçlarının etkisini bu şekilde tanımlamış olduk.

 

 

Batı; Balgam Üstünlüğü

Güneşin alevini doğduğu asyaya bırakarak ilerlediğine değinmiştik. Batıya doğru gidildikçe bu alev azalır ve doğudaki kadar yakıcı olmaz. Batı toplumları  ancak öğlen saatlerinde güneşin alevinden faydalanabilirler. Güneşin bu tesiri batı insanının bedeninde suların artmasini sağlamış ve balgami mizaca sahip olmuşlardır. Bu sayede tenleri beyaz, sarı saçlı ve renkli gözlü olmuşturlar. Batı mizacındaki balgam üstünlüğünün en belirgin özelliği pragmatist karakter yapılarıdır dolayısıyla kendi faydalarına göre hareket ederler. Din ve mezhep ayrılıklarında ayrıca ilme olan yaklaşımlarında mizaçlarının faydacı  etkisi gözlemlenir. Nitekim batıdaki mezhep ayrılıklarının temelinde mantık çerçevesinde çıkar ilişkileri gözlemlenir. Liderlik mücadelesi ile merkez kilise

 

 

1Erzurumlu Ibrahim Hakki – Marifetname

3 Ibn Battuta Seyahatnamesi

 

olma istekleri ile ayrışan katolik ve orthodox dünyasına ingiliz kralının şahsi isteği doğrultusunda içtihad verecek olan bir anglikan kilisesinin açılması ile bir yenisinin eklenmesi ile ayrışmışlardır. Batı insanı aynı zamanda mantıklı olmuş ve vücudundaki ateşin itidalli oluşu ile  egosunu bir kenara bırakmada kolaylık bulmuştur, dolayısıyla şahsi tutkusunu bir kenara bırakarak ilmin saf gerçeklerini ortaya dökmede bir adım önde olmuşlardır.

 

Orta Kuşak; Kan Üstünlüğü

Güneş alevini asyaya fazlasıyla batıya ise eksik olarak saldığını belirttik. Dolayısıyla güneşten itidalli şekilde istifade eden kısım orta asya, hint toplumları ile islam coğrafyasına kadar uzanan orta kuşak bölgesinde bulunmuştur, bu bölge insanında kan üstünlüğü gözlemlenmiş teni kırmızı olmuştur.

 

Fiziksel görünüşte doğu ve batı arasında bir köprü gibidir. Bu insanların vücudunda kan birikmiş ve yanakları kırmızı olmuş ve bu mizacı gereğince insanlar dobra, adil ve hakikat arayışı içerisinde olmuşlardır. Kan üstünlüğü ile şehvetleri güçlü olmuş bunun emaresi de bel bölgesindeki kılları olmuştur. Bu insanlarin kaşlari ile burun arasi mesafe genis olmus. Bu genişlik onların aşka ve Allaha olan imanlarının güçlü olduğunu gösterir. Bu coğrafya insanı tarih perspektifinde defaatle gozlemlenmiştir ki yöneticiler kendi atadikları adli makamlarca yargılanmış ve haklarındaki menfi kararlara razı olmuşlardır.3 Böyle hadiselerin asya ve batıda yaşanmadığını kendi gözlemlerimiz ve bizden önceki seyyahların eserlerinden anlayabiliyoruz. Bunun yani sıra bu coğrafyada toplumlar hangi dinden olurlarsa olsunlar mezhep ayrılıklarının sebebi hakikat arayışları olmuştur, bu mizaçtaki toplumların tercihlerini şekillendiren unsur dobralıktır. Bu sayede daha dogru olduğu sanılan esaslar altında mezhepler oluşmuş ve bu mezhepler halen iletişim halinde bulunarak birbirlerinden ictihat almakta oldugu gorülmüştür. İlim alanında ise tutkularına mağlup olarak bulgularını değerlendirmede şahsi görüşlerinin etkisi altında kalmışlardır. Görüşlerine tutku ile sarılarak çevresindekileri de kendi fikirlerine çekme gayretinde olmuşlardır. Ayrıca orta kuşak insanı keyfine düşkün olduğu da gözlemlenmiştir.3

 

Afrika; Siyah Safra Üstünlüğü

Afrika insani vücudunda siyah duman üstünlüğü oluşarak ve siyahi tenli olmuşlardır. Mizaçlarında itaatkar oldukları gözlemlenmiştir. Ve bunun emaresi de kıvırcık saçlı olmalarıdır.2 aynı zamanda tarih boyunca sıkça itaat altında tutuldukları da gözlemlenmiştir.

 

SONUÇ

Bu şekilde MÖ.400 de Dr. Hipokrat tarafından ortaya konan dört sıvı teorisinin aslında kozmolojik faktörler sonucu oluşarak dünyanın 4 bölgesini şekilendirdiğini ortaya koyduk. Ardından İlmi simadan edindiğimiz karakter ve görünüş arasındaki ilişkiyi o bölgenin insanlarının görünüşlerinde de bulunduğunu göstererek dört mizacın dört bölgeye dağılmış olduğunu ispatlamış olduk. Bölgelerdeki toplumların hangi dine mensup olurlarsa olsunlar kendi mizacının etkisiyle mezheplere ayrıldıklarını, bunun da yanı sıra ilme olan

 

yaklaşımlarında yine mizaçlarının etkisiyle davrandıklarını ortaya koyduk. Dolayısıyla toplumlar değerlendirilirken din seçimleri üzerinden değil mizaçları üzerinden değerlendirilmeleri gerektiğini gösterdik.

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

2 Mehmet Ali Bulut -  Elfabe

3 Ibn Battuta Seyahatnamesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 

KAYNAKÇA

 

 

1 Erzurumlu Ibrahim Hakki – Marifetname

2 Mehmet Ali Bulut -  Elfabe

3 Ibn Battuta Seyahatnamesi

 

 

 

 

 

 

 

 

 

 






Hiç yorum yok:

Yorum Gönder