Kozmolojinin Mizaca Etkilerı ve Mizacın Dünya Üzerinde
Dağılımı
The Effects of Cosmology on Temperament and The Spread
of Temperament on The World
Tuncay SONAY
Araştırmacı
Gezgin
OrcID 0000-0003-2788-9658
Kozmolojinin Mizaca Etkileri ve Mizacın Dünya Üzerinde Dağılımı
ÖZ
Bu yazımızda
kozmolojinin insanın ahlakına ve gorünüşüne
etkilerini yani mizaç-kozmoloji ilişkisini değerlendireceğiz.
Ortaya çıkaracagımız ateş, hava su ve
toprak olan dört unsurdan oluşan mizaç teorisinin dünyanın dört tarafina yayılmış olduğunu ortaya koyacağız. Asya, Bati, Orta kusak ve Afrikanın karakteristik yapısı ve fiziki görüntüsü ile dört unsur arasındaki ilişkileri göstererek dört mizacın dünyanın dört
bölgesinde bulunduğunu ispatlayacağız. Teorimiz gecmişi doğru anlamamızı sağlarken güncel konulara da ışık tutmaktadır. Sosyologlar ve dinler
tarihi araştırmacıları bulgularını
değerlendirirken teorimiz çerçevesinde
çıkarımlar yaparak daha isabetli yorumlar yapabileceklerdir.
Anahtar Kelimeler; Mizaç, Ahlak, Doğu-Batı
Effects of Cosmology on Temperament and Distribution
of Temperament in the World
ABSTRACT
In this article, we will
evaluate the effects of cosmology on human morality and appearance, namely the
relationship between temperament and cosmology. We will reveal the theory of
temperament which is four elements are spread to four corner of the world that
are fire, air, water, soil are located in Asia, West, Middle climate and
Africa. We will show the relationship between four elements and the four region
of the world. While our theory enables us to understand history correctly, it
also sheds light on current social issues. Researchers of social science and
history of religion will be able to make more accurate comments by making
inferences within the framework of our theory while evaluating their findings.
Keywords; Temperament, Ethics, West-East
GİRİŞ
Insan ahlakı ve davranışlarını şekillendiren
sebepler tanımlanamayacak kadar çok olabilir. Üzerinde meleke sahibi olduğumuz bu konuda uzun yıllardır
seyahat ederek tecrübe sahibi de olduk. Ardindan
eski seyyahlardan Ibn Fadlan ve Ibn Battuta'nın gozlemlerini inceledik. Kendi gözlemlerimiz ile eski seyyahların gezilerinden
çıkan bölgelere göre insan ahlakına dair ortak huyların o bölgenin mizacını
oluşturduğu kaanatine vardık. Daha sonra mizaç üzerinde düşünmüş ve çalışmış olan Dr.
Hipokrat, Ibn Haldun, İbrahim Hakkı gibi isimlerin çalışmalarındaki mizaç konuları ile sentezleyerek dünya üzerinde dört mizacın dört
farklı bölgeye yayılmış olduğunu ispatladık.
Yazımızdaki dört mizacin dört bölgede
gözlemlendiğine ilişkin mizaç teorisi günümüzdeki sosyal meselelere ışık tuttuğu gibi dinler tarihini yorumlarken de daha doğru çıkarımlar yapılmasına sebep olacaktır. Dolayısıyla dört bölgenin din mezhep seçimleri, ilme olan
yaklaşımları ve bölgelerdeki bazı sosyal meseleleri inceleyeceğiz.
Sözünü ettiğimiz dört
mizaç ve dört bölgeyi tanımlayalım. Dört mizaç ve bölge safra üstünlüğü ile asya, su üstünlüğü ile batı, kan
üstünlüğü
ile orta kuşak ve siyah safra üstünlüğü ile afrikadır.
Bu mizaçların oluşumunda en temel etken güneştir. Güneşin dünya
üzerinde bıraktığı etkiyi toplumların üzerinde ahlak bakımından
değerlendirdiğimizde her bir bölgedeki dört unsurun oluşturduğu karakteristik
yapı ile paralel olduğunu görüyoruz. Yani safra, siyah safra, kan ve balgamın
üstünlüğünü oluşturan temel etkenin güneşin alevi olduğunu söyleyebiliriz. Daha
sonra ilmi simadan edindiğimiz karakter görünüş ilişkisinin de dört bölgedeki
toplumların karakteristik yapıları kadar görünüşleri ile de paralel olduğunu
ortaya koyarak kozmolojik etkenlerin insan mizacını yani karakter ve görünüşünü
bölgelere göre sekillendirmiş olduğunu ispatlayacağız. Bu ispata başlamadan
önce mizaç kavramını açıklayalım.
Mizaç latincesi ile
parçalarin en uygun oranı anlamındadir. Bu parçalar doğadaki dört element yani
ateş, hava, su ve toprağin vücudumuzdaki halleri olan kan, safra balgam ve
siyah dumandır. İnsanoğlu uzun süre bir yerde yaşayarak oranin gıdalarını
tüketmesi sonucu genlerine işleyen ve yedisinden yetmişine degiştiremediği
mizacını oluşturan en temel etkendir. Bu elementlerde en uygun oranı yani
dengeyi bulan insan sıhhate kavuştuğu ve vücuttaki sıvılardan birinin ağır
basması sonucu insanın hastalandığını ve şifanın ise o sıvının zıddı ile
dengelenerek olacağı Dr. Hipokrat tarafından ortaya konmuş olan dört sıvı
teorisidir.
Bizim Çalışmamızın temelindeki insanların davranışlarını ve görünüşünü şekillendiren
mizaç iki etkenden oluşur, bunlar; gen ve sinir mizaçlarıdır.
1)
Gen Mizacı; Yaradılıştan kaynaklanan mizaç: İnsanın yediden yetmişe içinde olan tabiatına ilişkindir. Bu
tabiat uzun sürede ırklara gore şekillenmis, bu şekillenmede ise coğrafya ve
besinler öncü faktörler olmuştur.
2)
Sinir Mizacı;
Beldelerin insan bedeninde gelistirdiği
sinirlerin aracılığı
ile oluşan eğilimler: İnsanin yaşadıgı yere gore geliştirdiği
sinirler vasıtasıyla kısa sürede oluşur ve bu
sinirler çerçevesinde olaylara karşı verdiği tepkiler değişebilir. Aynı beldede yaşayan insanlar arasında kan baği olmasa dahi
aynı sinirler gelişir. Arapçada asabiyet olarak adlandırılır, bazı kesimlerin halkın sinir uçları olarak değerlendirdiği bu kavram Karadeniz ahalisince de damar olarak adlandırılır. Mizaç üzerine bu bilgileri verdikten sonra kozmolojik
etkenlerin insan mizacını yani karakter ve görünüşünü bölgelere göre nasıl
şekillendirdiğini açıklayalım. Bunu açıklarken 10. ve 13. yüzyılların gezginlerinden Ibn Fadlan ve Ibn
Battuta'nın seyahatnameleri ile kendi seyahatlerimizden edindiğimiz
tecrübelerimizin bölgelere göre ortak yanlarını o bölgelerin mizacı olarak
değerlendirdik. Çalışmamızı bir bölgede bin yıllık süreçte değişmeyen sosyal
huyları o bölgenin mizacı olduğu üzerine temellendirdik.
Güneş asyadan doğar ve
batıdan batar. Bu süreçte güneş alevini en fazla asyaya, dengeli olarak orta kuşağa ve en azıyla batıya bırakır. Yoğun alevin etkisi altındaki
asyada, bedenler içerisindeki sıvılar kuruyarak safranın üstünlüğü oluşur. Batıda ise güneşin alevi azalarak yakıcı
etkisini kaybeder ve batıda bedenler içerisinde suyun üstün gelmesini sağlar.
Orta kuşakta ise güneş alevini itidalli bırakarak su ve safrayı dengeleyerek
vücutta kanın üstün gelmesini sağlar. Afrikada ise siyah safra üstünlğü
gözlemlenir. Şimdi Erzurumlu İbrahim Hakkı'dan sıvıların insan üstünlüklerinin
bedendeki alametlerine bakalım;
Bu kısımda dört sıvı üstünlüğündeki görünüş
ozelliklerini belirtelim ve ardında da
karakteristik ozellikleri ile ilim, sanat ve inanca olan yaklaşımlarına değineceğiz.
Safra
Üstünlügü Alametleri; Görünüşte sarı ten renkli, iç yağ
oranı yüksek, uyku süreleri daha fazla olur. Renk sarılığı, göz sararması, ağız ve burun ucunda
kuruluk, şiddetli susama, iştah zayıflıgı, kusma coklugu, dil sertleşmesi,
düşte ateş görme ve uyanınca ağız ekşiligi tıp alimlerinin tecrübe ile
bildikleridir.1 Bu mizac
gunesin yakici etkisi ile asyada oluşur.
Balgam
Üstünlügü Alametleri; Görünüşte beyaz tenli, eti, yagi ve icyagi fazla, uyku coklugu,
derinin
yumuşak ve soğuklugu, tükürük fazlalığı,
susama azlığı, hazım zayıflıgı,
vurdumduymazlık, geğirme, rüyada
su ve kar görme, uyanma anında ağzın tuzluluğu gözlemlenir.1 Bu mizaç guneşin yakıcı etkisini kaybettiği batıda gözlemlenir.
Kan Üstünlügü
Alametleri; Görünüşte kan üstünlüğ ile kırmızı tenlilik, bol etli, geniş göğüslü, damarları gozüken, el ve ayak kemikleri büyük, gaytanın kokusu
1Erzurumlu Ibrahim Hakki
– Marifetname
keskin rengi koyu, şiddet ve hiddet ile kelamda sürat ve fazlalığıdır. Baş ağrısı, rüyada kırmızı renk görme ve uyanma anında agız
tatlılığı, esneme, durgunluk, çıban ve basur çıkması gözlemlenir.1
Bu mizaç güneşin yakıcı etkisini dengeli bıraktiği orta kuşakta gözlemlenir.
Kara
Safra Üstünlügü
Alametleri; Bedenin
siyahlığı, Yağ ve içyağın çokluğu, el ve
ayak kemiklerinin küçüklüğü
olarak tecrübe edilmiştir.1 Bu
mizaç ise afrikada gözlemlenir.
Bu dört unsurun sıcaklık- soğukluk ve
rutubet-kuruluk gibi özellikleri de vardır.
Sıcağın Alametleri; Kırmızı beden, buğday ten, geniş göğüs, hareketli nabız, gözüken damarlar, süratli konuşma ve hareket, uyanıklık süresinin uzun oluşu, esneme, el
ayak ve kemiklerin büyüklüğü, keskin kokulu gayta olarak
sıralanabilir. Bunların aksi soğuğa alamettir
1
Bu alametlerden en fazlasını gösteren kimse içerisinde o mizaç aynı nispette yüksek bulunur.
Buraya kadar mizaçların
görünüş özelliklerinden bahsettik. Burada ise mizaçların karakteristik genel ozelliklerini ve görünüşlerine
değineceğiz. Burada söz edeceğimiz
karakteristik özellikleri çıkarırken 10. ve 13. yüzyıllardan Ibn Fadlan ve Ibn Battuta'nın seyahatnamelerinden aldıklarımız ile kendi
seyahatlerimizde de gözlemlediğimiz karakteristik özelliklerden ortak olanları
bölgenin karakteristik yapısı olarak kabul ettik. Bu karakteristik özelliklerin görünüşe olan yansımalarında
ise ilmi simadan faydalandık. İlmi sima üzerine Mehmet Ali Bulut'un Elfabe
isimli eseri ile Erzurumlu İbrahim Hakkı'nın Marifetname isimli eserinden
faydalandık. Şimdi dünya üzerindeki mizacın dağılımını ortaya koyalım.
Asya; Safra Üstünlüğü
Güneş alevini yoğun
olarak bıraktığı asyada insanların bedenlerindeki sıvıları kurutur ve safranın
üstün gelmesini sağlayarak onların mizaçlarının sekillenmesine sebep olur. Ve
sarı safra onların sarı tenli ve siyah saçlı olmalarını sağlar. Sarı saç asyada
gözlemlenmemektedir.
Mizacında uyumlu ve sabırlı, imanı zayıf, materyalist bir beklenti içerisinde
olup affetmede zorlandıkları görülür. Asya insanında burun çene arası
mesafeleri uzun olması ile sabırlılığın işaretidir.2 Gercegi dogru olsa da menfi olduğunda kabul etmezler.
Asyanın mizacı onları gerceğe olan arayıştan çok maddeye olan isteğe yöneltmiş ve kaş burun arası dar, gözü çekik olmuş, bu siması karakterinde
aşk ve imanın zayıflığı olarak belirmiştir. Gözleri ile kaşları arasının açık olması affetmede zorluk çekmelerinin emaresidir. Kendi mizaçlarına uygun
felsefi inanç temelli dinlere yonelmişlerdir. Dünden bugüne seçtikleri dinden
beklenti icerisinde olmuşlar ve kendisi icin zenginliği ve şansı onlara sunacak olan dini tercih etmislerdir ve dini ritüellerde
beklentilerini belirtmişlerdir. Iyi
dileklerde bulunurken sansın yanında olmasını ve iyilik
yaparak iyiliklerin kendilerini bulmasini umarlar. Bu mizacın insanları dinlerini değistirseler dahi geçtikleri dinin
esaslarini dünyevi beklentilerini karşılamaları çerçevesinde
değerlendirirler. Bu bölgeler
tarihlerinde seyyahlar icin son derece güvenli olmuş, gezginler icin
elverişli yerler olarak bilinmis.3 Insaları da dolayısıyla
saygılı olmuş. Bunun yanı sıra ahlaki değerlere sahip cikilmis ve eğlenmek için gidilecek
yerler olarak bilinilmek istememişlerdir.3
Günümüzde de bu özelliklerini korumuşlardir. İlme olan yaklaşımlarında ise menfi gerçekleri kabul
etmedikleri gözlemlenir. Dinlere ve ilme
olan yaklaşımlarında
mizaçlarının etkisini bu
şekilde tanımlamış olduk.
Batı; Balgam Üstünlüğü
Güneşin alevini doğduğu
asyaya bırakarak ilerlediğine değinmiştik. Batıya doğru gidildikçe bu alev
azalır ve doğudaki kadar yakıcı olmaz. Batı toplumları ancak öğlen saatlerinde güneşin alevinden
faydalanabilirler. Güneşin bu tesiri batı insanının bedeninde suların artmasini
sağlamış ve balgami mizaca sahip olmuşlardır. Bu sayede tenleri beyaz, sarı
saçlı ve renkli gözlü olmuşturlar. Batı mizacındaki balgam üstünlüğünün en belirgin özelliği pragmatist karakter yapılarıdır dolayısıyla kendi
faydalarına göre hareket ederler. Din ve mezhep ayrılıklarında ayrıca ilme olan
yaklaşımlarında mizaçlarının faydacı
etkisi gözlemlenir.
Nitekim batıdaki mezhep ayrılıklarının temelinde mantık çerçevesinde çıkar
ilişkileri gözlemlenir. Liderlik mücadelesi ile merkez kilise
1Erzurumlu Ibrahim Hakki
– Marifetname
3 Ibn Battuta Seyahatnamesi
olma istekleri ile
ayrışan katolik ve orthodox dünyasına ingiliz kralının şahsi isteği
doğrultusunda içtihad verecek olan bir anglikan kilisesinin açılması ile bir
yenisinin eklenmesi ile ayrışmışlardır. Batı insanı aynı zamanda mantıklı olmuş
ve vücudundaki ateşin itidalli oluşu ile
egosunu bir kenara bırakmada kolaylık bulmuştur, dolayısıyla şahsi tutkusunu bir kenara bırakarak ilmin saf
gerçeklerini ortaya dökmede bir adım önde olmuşlardır.
Orta
Kuşak; Kan Üstünlüğü
Güneş alevini asyaya
fazlasıyla batıya ise eksik olarak saldığını belirttik. Dolayısıyla güneşten
itidalli şekilde istifade eden kısım orta asya, hint toplumları ile islam
coğrafyasına kadar uzanan orta kuşak bölgesinde bulunmuştur, bu bölge insanında
kan üstünlüğü gözlemlenmiş teni kırmızı olmuştur.
Fiziksel görünüşte doğu
ve batı arasında bir köprü gibidir. Bu insanların vücudunda kan birikmiş ve
yanakları kırmızı olmuş ve bu mizacı gereğince insanlar dobra, adil ve hakikat
arayışı içerisinde olmuşlardır. Kan üstünlüğü ile şehvetleri güçlü olmuş bunun
emaresi de bel bölgesindeki kılları olmuştur. Bu insanlarin kaşlari ile burun
arasi mesafe genis olmus. Bu genişlik onların aşka ve Allaha olan imanlarının
güçlü olduğunu gösterir. Bu coğrafya insanı tarih perspektifinde defaatle
gozlemlenmiştir ki yöneticiler kendi atadikları adli makamlarca yargılanmış ve
haklarındaki menfi kararlara razı olmuşlardır.3 Böyle hadiselerin asya ve batıda yaşanmadığını kendi
gözlemlerimiz ve bizden önceki seyyahların eserlerinden anlayabiliyoruz. Bunun
yani sıra bu coğrafyada toplumlar hangi dinden olurlarsa olsunlar mezhep
ayrılıklarının sebebi hakikat arayışları olmuştur, bu mizaçtaki toplumların
tercihlerini şekillendiren unsur dobralıktır. Bu sayede daha dogru olduğu
sanılan esaslar altında mezhepler oluşmuş ve bu mezhepler halen iletişim
halinde bulunarak birbirlerinden ictihat almakta oldugu gorülmüştür. İlim
alanında ise tutkularına mağlup olarak bulgularını değerlendirmede şahsi
görüşlerinin etkisi altında kalmışlardır. Görüşlerine tutku ile sarılarak
çevresindekileri de kendi fikirlerine çekme gayretinde olmuşlardır. Ayrıca orta
kuşak insanı keyfine düşkün olduğu da gözlemlenmiştir.3
Afrika; Siyah Safra Üstünlüğü
Afrika insani vücudunda
siyah duman üstünlüğü oluşarak ve siyahi tenli olmuşlardır. Mizaçlarında
itaatkar oldukları gözlemlenmiştir. Ve bunun emaresi de kıvırcık saçlı
olmalarıdır.2 aynı zamanda tarih boyunca sıkça itaat altında
tutuldukları da gözlemlenmiştir.
SONUÇ
Bu şekilde MÖ.400 de Dr.
Hipokrat tarafından ortaya konan dört sıvı teorisinin aslında kozmolojik faktörler sonucu oluşarak dünyanın 4 bölgesini şekilendirdiğini ortaya koyduk.
Ardından İlmi simadan edindiğimiz karakter ve görünüş arasındaki ilişkiyi o
bölgenin insanlarının görünüşlerinde de bulunduğunu göstererek dört mizacın
dört bölgeye dağılmış olduğunu ispatlamış olduk. Bölgelerdeki toplumların hangi
dine mensup olurlarsa olsunlar kendi mizacının etkisiyle mezheplere
ayrıldıklarını, bunun da yanı sıra ilme olan
yaklaşımlarında yine
mizaçlarının etkisiyle davrandıklarını ortaya koyduk. Dolayısıyla toplumlar
değerlendirilirken din seçimleri üzerinden değil mizaçları üzerinden
değerlendirilmeleri gerektiğini gösterdik.
2 Mehmet Ali Bulut -
Elfabe
3 Ibn Battuta Seyahatnamesi
KAYNAKÇA
1 Erzurumlu Ibrahim Hakki
– Marifetname
2 Mehmet Ali Bulut -
Elfabe
3 Ibn Battuta Seyahatnamesi
Hiç yorum yok:
Yorum Gönder