3 Kasım 2022 Perşembe

Kozmolojinin Insan Ahlaki ve Kiyafeti Uzerine Etkileri

 




Kozmolojinin İnsan Ahlakı ve Kıyafeti Üzerine Etkileri

Effects of Cosmology on Human Ethics and Appearance

Tuncay Sonay

Araştırmaci Gezgin

tuncaysonay81@hotmail.com


KOZMOLOJININ INSAN AHLAKI VE KIYAFETI UZERINE ETKILERI

ÖZ

Bu yazimizda kozmolojinin insanin ahlakina ve gorunusune etkilerini yani mizac-kozmoloji iliskisini degerlendirecegiz. Ortaya cikaracagimiz ates, hava su ve toprak olan dort unsurdan olusan mizac teorisinin dunyanin dort tarafina yayilmis oldugunu ortaya koyacagiz. Asya, Bati, Orta kusak ve Afrikanin karakteristik yapisi ve fiziki goruntusu ile dort unsur arasindaki iliskileri gosterecegiz. Teorimiz gecmisi dogru anlamamizi saglarken guncel konulara da isik tutmaktadir. Sosyal konular ve dinler tarihi arastirmacilari bulgularini degerlendirirken teorimiz cercevesinde cikarimlar yaparak daha isabetli yorumlar yapabileceklerdir.


Anahtar Kelimeler; Mizac, Ahlak, Dogu-Bati


THE EFFECT OF COSMOLOGY ON HUMAN MORAL AND APPEARANCE

ABSTRACT

In this article, we will evaluate the effects of cosmology on human morality and appearance, namely the relationship between temperament and cosmology. We will reveal the theory of temperament which is four elements are spread to four side of the world that are fire, air, water, soil are located in Asia, West, Middle climate and Africa. We will show the relationship between four elements and the four region of the world. While our theory enables us to understand history correctly, it also sheds light on current social issues. Researchers of social science and history of religion will be able to make more accurate comments by making inferences within the framework of our theory while evaluating their findings.

Keywords; Temperament, Ethics, West-East

GİRİŞ

Insan ahlaki ve davranislarini sekillendiren sebepler tanimlanamayacak kadar cok olabilir. Uzerinde meleke sahibi oldugumuz bu konuda uzun yillardir seyahat ederek tecrube sahibi de olduk. Ardindan eski seyyahlarin gozlemlerini inceledik. Daha sonra konu uzerinde dusunmus ve calismis olan Dr. Hipokrat, Ibn Haldun, Ibrahim Hakki ve Ibn Battuta gibi isimlerin calismalari ile sentezleyerek bu ilmi bir nebze daha ileriye tasidik. Bizden sonrakiler de degisen kozmolojik sartlarin insan ahlakinda ve goruntusunde yani mizacinda ne gibi degisimler olusturacaklarini tesbit ederek bu ilmi daha da ust seviyelere cikarmalarini temenni ederiz.


Yazimizdaki mizac teorisi gunumuzdeki sosyal meselelere isik tuttugu gibi dinler tarihini yorumlarken de daha dogru cikarimlar yapilmasina sebep olacaktir. Dolayisiyla insan davranislarinin tarihi akisi degerlendirilirken dogu bati ve orta kusak ekseninde yaptigimiz cikarimlar mutlaka goze alinmalidir. Bu sayede ilim adamlari bulgularini daha dogru degerlendireceklerdir.


Biz calismamizda kozmolojiyi gunesin dogudan batiya etkileri ve ayin etkilerinin yani sira beldelerin de insan sosyolojisine etkisini cografi olarak degerlendirerek inceledik. Daha sonra bu etkilerin o insanlarin gorunuslerindeki ve mizaclarindaki etkilerine degindik. Gorunus ve mizac yani karakter arasinda bir baglanti oldugunu gozeterek asagidaki makaleyi olusturduk.


Calismamizin temelindeki insanlarin davranislarini sekillendiren mizac teorimiz iki etkenden olusur, bunlar; gen ve sinir mizaclaridir

1) Gen Mizaci; Yaradilistan kaynaklanan mizaç: insanin yediden yetmise icinde olan tabiatina iliskindir. Bu tabiat uzun surede irklara gore selkillenmis, bu sekillenmede ise cografya ve besinler oncu faktorler olmustur. Asagidaki yazimizda bu konunun detaylarina inecegiz.

2) Sinir Mizaci; Beldelerin insan bedeninde gelistirdigi sinirlerin araciligi ile olusan egilimler: insanin yasadigi yere gore gelistirdigi sinirler vasitasiyla kisa surede olusur ve bu sinirler cercevesinde olaylara karsi verdigi tepkiler degisebilir. Ayni beldede yasayan insanlar arasinda kan bagi olmasa dahi ayni sinirler gelisir. Arapcada asabiyet olarak adlandirilir, bazi kesimlerin halkin sinir uclari olarak degrlendirdigi bu kavram Karadeniz ahalisince de damar olarak adlandirilir.


Bu konuyu kisa bir ornekle aciklayalim. Bir Ingiliz Turkiye’de yasamaya basladiktan bir sure sonra vucudunda bazi sinirler olusmaya baslar ve bu sinirler olaylara bir Turk gibi tepkiler vermesine sebep olur. Mesela Turk bayragina yapilan bir saygisizliga siddetli bir tepki verebilecektir. Halbuki aramizda kan bagi olmamasina ragmen bir Ingilizin vucudunda Turk asabiyeti gelismistir. Iste bir belde insanlari arasindaki ortak davranislarin sebebinde sinir mizacinin etkisi bu sekilde aciklanabilir. Bu noktada bir baska konuyu da aciklamis olalim. Medeniyet kavramini insanlararasi iliskilerdeki olgunluk ile veya davranislarindaki zerafet ile aciklayacak olursak bolgeden bolgeye degisen ahlak kavraminin tanimina ihtiyac duyariz ve bu ahlak kavrami da farkli kulturlerde degiskenlik gosterecektir. Fakat bir yerin medeni olduguna karar vermede en masum olcut, insan vucudunun istemsiz olarak gelistirdigi sinir uclaridir. Bu sinir uclari farkli kulturden insanlari ayni bolgede ne kadar cabuk eritebiliyorsa iste o yoplum o kadar medeni kabul edilmelidir. Eger yasadiginiz yerdeki insanlarla ayni sinir uclarini gelsitirmiyorsaniz o bolgenin medeni olmadigina kanaat getirebilirsiniz.


Tarihte soyadi oncesi insanlar isimlerine mizaclarina dair fikir vermesi icin asabiyet sahibi olduklari yerleri nam olarak koymuslardir ya da babalarinin isimleri ile adlandirilmistir ki bu sayede onlar hakkinda bilgi sahibi olunabilsin. Ockhamli William, Said Nursi, Ibn Sina gibi ornekler verilebilir. Gunumuze de birbirimizi tanimak icin sordugumuz ilk sorulardan bir tanesi nerelisin olmustur ki bu sayede o insanin tabiatina iliskin bilgi sahibi olabilelim.



Mizaç


Mizac latincesi ile parcalarin en uygun orani anlamindadir. Bu parcalar dogadaki dort element yani ates, hava, su ve topragin vucudumuzdaki halleri olan kan, safra balgam ve siyah dumandir. Insanoglu uzun sure bir yerde yasayarak oranin gidalarini tuketmesi sonucu genlerine isleyen ve yedisinden yetmisine degistiremedigi mizacini olusturan en temel etkendir. Bu elementlerde en uygun orani yani dengeyi bulan insan sihhate kavusur, bu elementlerden birisinin fazlaligi insanin dengesini bozarak hastaliga sebep olur. Mizacinda agir basan elementi ziddi ile dengeye almak insani sihhate kavusturur, mizacinda agir basan elementin etkisindeki cografyada yasamasi ve yine o ayni mizactaki gidalari tuketmesi o insani hasta edecektir.


Mizaci sirasiyla ates, hava, su ve toprak olarak siraliyoruz. Bu elementler duruma gore birbirlerinden ustun ozellilere sahiptirler, bu konulardaki detaylari asagida paylastik. Insanin en kamil noktasinda cennet ile sereflendirilen Adem ates mizacinda olmasi gerekir ki bu sayede Allah’ın ona verdigi yuce makama sikica tutunabilsin ve imaninda inatci olabilsin bunun yani sira, kamıl ınsanlarin cogalmasini ve yayilmasini saglayabilsin. Seytan ise yalnizca atesten yaratilmis oldugundan kendini Ademden ustun gormustur ve Adem’e boyun egmeye razi olmamistir. Bunun uzerine Allah Adem hakkinda meleklerin bilmediklerini bildigini belirtmistir. Adem yaratilista sulu topraktan olmasi bu suyun icerisinde bir miktar hava ve bu karisimin belli bir isida olmasi dolayisiyla 4 elementi barindirir. Mizacinda ateş hakim olan Ademin muktedir oldugu kabiliyetlerini seytan ilk etapta bilememis ve boyun egmemistir. Zamanla insanlik seytani seytan da insanligi tanimis ve anlamistir. Zaman ilerledikce uzun omur avantaji ile seytan insanliga karsi tecrube avantaji elde etmistir. Insanlik namina olan bu dezavantaj gecmiste yapilan ayni iyiligin bugun yapilisina daha fazla ecir verilerek dengelenmistir.


Cografi Olarak Gunes ve Ayin Etkileri;

Gunesin dunya uzerinde biraktigi etkiyi insanlarin uzerinde ahlaken ve kiyafeten inceleyebiliriz. Iste gunesin bu etkisi de insan vucudundaki dort bilesigin oranini etkileyen bir denge unsurudur. Gunesin dogudan dogarak gunu batidan batarak da geceyi olusturur. Dolayisiyla insani dogudan batiya etkileyen en onemli faktor gunestir. Genel olarak gunes alevini dogdugu asyaya birakarak insanlarinm sularini kurutarak safranin ustun gelmesini saglar, batiya gittikce gunesin alevi azalarak yakici etkisini kaybeder ve bati insaninda suyun ustun gelmesini saglar, Orta kesimde ise su ve safrayi dengede birakmasi neticesinde vucutta kan ustun gelir. Afrikada ise siyah safranin ustunlugu gozlemlenir.


Gunesin dogdugu yer asyadir battigi yer ise batidir. Gunes icerisinde barindirdigi alevini doguda salar dedik bunu gozlemlemek icin, japonyada gun dogumunda dahi gunesin yakici etkisini hissedebilirsiniz. Gunes alevini yogun olarak biraktigi asyada insanlarin bedenlerindeki bir takim etkiler olusturarak onlarin mizaclarinin sekillenmesine sebep olur. Ve onlarin sari tenli ve siyah sacli olmalarini saglar. Sari sac asyada gozlemlenmemektedir. Gunesin alevi batiya dogru gidildikce azalir ve dogudaki kadar yakici olmaz bati insanlari ancak oglen saatlerinde gunesin alevinden faydalanabilirler. Gunesin bu tesiri bati insaninin bedeninde sularin artmasini saglamis ve tenleri beyaz saclari ve gozleri renkli olmustur. Dogu ve Bati arasinda itidali orta asyadan islam cografyasina kadar uzanan bolgede bulunmustur, bu bolge insaninda kan ustunlugu gozlemlenmis teni kirmizi olmustur. Fiziksel gorunuste dogu ve bati arasinda bir denge belirmistir Dogusundan batisina insanin gorunusune tesir eden en temel etkiyi boylece aciklamis olduk.


Bunun yani sira dogu ve bati insanlarin ahlakina da su sekilde deginebiliriz. Asya insaninin sakin, uyumlu ve sebatkar oldugu fakat inancinin zayif olarak inanclarindan beklenti icerisinde olduklari gozlemlenmistir. Inanc zayifligi ile ask ve din secimine yansimis ve dolayisiyla goz ile burun arasi mesafeleri kisa olarak gozleri cekik kalmistir. Sabirli ve sebatkar oluslari burun dudaklar ve dudak cene arasi mesafedeki uzunulugu ile olculmus ve yuzun bu kisminin asya insaninda uzun oldugu gozlemlenmistir. Gozleri ve kaslari arasindaki mesafeler uzun olmus ve bu sayede merhamet etmede zorlanmistir. Ilim sahasinda dogruluk yerine beklentileri on plana cikmistir. Dolayisiyla haklarindaki menfi bulgularin onlar icin ilmi degerleri dusuktur. Asya insani mizaci bu sekilde ozetlenebilir. Bati mizaci ise; insani faydaci- pragmatist olmustur. Bu faydaciligi din secimlerinde ve mezheplere ayrilislarinda gozlemleyebiliriz. Mezhep ayriliklarinin temelinde fayda elde etmek ve cikarlar goze carpar. Bolge insani tutkularina hakim olmakta daha etkilidir bu sayede salt ilim yapma yetisinde avantaj saglamislardir ve sahsi tutkusunu bir kenara birakarak ilmin saf gerceklerini ortaya dokmede bir adim onde olmuslardir. Orta kusakta bulunan islam cografyasi ise dobra ve adil olarak gozlemlenmis, tarih boyunca bolge sultanlari kendi sectikleri adli makamlarca yargilanarak haklarindaki menfi sonuclara boyun egmislerdir. Bunun yani sira keyfine duskun olduklari da gozlemlenmistir. Dine ve mezhep secimlerinde dobraligi on plana cikmis ve daha dogru olani secme konusunda hassasiyet gostermislerdir. Ilim alaninda ise tutkularina maglup olarak bulgularini degerlendirmede sahsi goruslerinin etkisi altinda kalmislar ve ilimde notr kalamayarak insanlari da kendi fikirlerine cekmek gayretinde gorulmuslerdir.




Ayin etkisi ise rutubeti ile olmaktadir. Insan bedeninde rutubeti artirdigindan kuru ile dengelemekte fayda gorulecektir. Atesi dusuk insanlarin ayin etkisiyle rutubeti artarak hastalanmalari siklikla gorulebilir. Ayin ilk yarisinda sicaklik ve rutubet cok olur bu da kanin kabarmasina sebep olarak insana kuvvet verir. Genel olarak bitki ve hayvanlar da ayin ilk yarisinda guclenir, ikinci yarisinda ise zayif duserler. Dolunaydan sonra ise ayin mizaci kuruluk ve sogukluga doner ve dolayisiyla insan bedeni zaafa düşer. Bedeninde suyu fazla olan bir kimse dolunayin da etkisiyle su asiriligina giderek hastalanir bu hastalik onu suc islemeye iter ve batida siklikla gozlenen de dolunay zamani suc vakalarindaki artistir. Hastaliklar ziddi ile tedavi edildigi icin suyun fazla oldugu beden ates elementi ile huzur bulacaktir. Kuru sicak bolgeler ve kuru sicak gidalar sifa edecektir. Ayin isigina uzun sure maruz kalan bedenlerde uyusma, gevseklik ve tembellik gorulur. Rutubetin hakim oldugu cografya ve bedenlerde de insanlar gevsek ve tembel olurlar. Bu ahlak onlarin gorunuslerinden de bellidir. Bu insanlarin alninda daha az kirisiklik gorulur, zaman zaman kulak iriligi de olabilir. Iri parmaklar da iri bedenli insanda hantallik ve tembelligin yansimasidir. Genc olmalarina ragmen burusuk deri ve eller, sicak ve rutubetli yerlerde gozlemlenebilir.


Iste gunes ve ayin etkisi sicaklik ve rutubetin tesiri ile dunyamiza hayat vererek olur. Yani sicaklik ve rutubet aslinda hayattir. Hatta insan bedeni de hayati ates ve rutubet ile saglar. Insanin dogustan sahibi oldugu ates ve rutubet miktari onun omrunu belirler. Bu iki element zamanla birbirlerini bitirerek dogal olume sebep olurlar, eger insan bir kazaya kurban gitmez ise ecel de bu elementlerin tukendigi anda gerceklesecektir. Dolayisiyla insan vucudunda bulunan ates ve rutubetin miktarini olcerek o insanin hayatinin kalan suresini bulabiliriz. Ates ve suyu artiran kozmolojik sartlar ve gidalar olacaktir. Bu etkenlerin haricinde vucudun sahibi oldugu ve birbirini her an harcamakta olan su ve ates insanin omrunu tayin eder. Insanin kalan omrunun hesaplayabilen bir kimse Allah’in iletisimine tabi olacaktir. Ve mutlak kader cizgisinin otesine o da gecemeyecektir.


Kuzeyden Guneye insan mizaci;

Insan mizacini kuzeyden guneye incelerken aslinda yan faktorleri de incelemek gerekmektedir. Yanin kuzeyden guneye inerken aslinda hava, yer sekilleri, sicaklik ve rutubet gibi faktorlerin de devreye girecegi goz onunde tutulmalidir. Genel olarak kuzey insanlari soguk etkisiyle hazimlari guclu omurleri uzun iken yurekleri ateslidir. Guney insanlari ise sicagin etkisiyle az istahli dusuk sehvetli olur. Ateş yani safravi mizacin hakim oldugu yerlerde sehvet sirttaki kil ile goze carparken asyanin hava mizacinin etkisindeki yerlerinde sehvet burnun kemigindeki genislik ile belli olur.


Mizaclar ve Beldeleri


Asya, Bati ve orta kusaktaki Hint, Turk, Arap toplumlari ve afrika olarak dort grupta toplayabiliriz.

Oncelikle Bu mizaclarin gorunus ozelliklerini belirtelim ve ardinda da karakteristik ozelliklerine deginelim.

Safra Ustunlugu Alametleri; gorunuste sari ten renkli, ic yag orani yuksek, uyku sureleri daha fazla olur. Renk sarılığı, göz sararması, ağız ve burun ucunda kuruluk, siddetli susama, istah zayifligi, kusma coklugu, dil sertleşmesi, düşte ates gorme ve uyaninca agiz eksiligi tip alimlerinin tecrube ile bildikleridir.1 Bu mizac gunesin yakici etkisi ile asyada olusur.


Balgam Ustunlugu Alametleri; gorunuste beyaz tenli, eti yagi ve icyagi fazla, uyku coklugu, derinin yumusak ve soğuklugu, tukuruk fazlaligi, susama azligi, hazim zayifligi, vurdumduymazlik, gegirme, ruyada su ve kar gorme, uyanma aninda agzin tuzlulugu gozlemlenir. 1 Bu mizac gunesin yakici etkisini kaybettigi batida gozlemlenir.


Kan Ustunlugunun Alametleri; gorunuste kan ustunlugu ile kirmizi tenlilik, bol etli, genis goguslu, damarlari gozuken, el ve ayak kemikleri buyuk, gaytanin kokusu keskin rengi koyu, siddet ve hiddet ile kelamda surat ve fazlalığıdir. Bas agrisi, ruyada kirmizi renk gorme ve uyanma aninda agiz tatliligi, esneme, durgunluk, ciban ve basur cikmasi gozlemlenir.1 Bu mizac gunesin yakici etkisini dengeli biraktigi orta kusakta gozlemlenir.


Kara Safra Ustunlugunun Alametleri; Bedenin siyahligi, Yag ve icyagin çokluğu, el ve ayak kemiklerin kucuklugu olarak tecrube edilmistir. Bu mizac ise afrikada gozlemlenir.

Bu dort unsurun sicaklik- sogukluk ve rutubet-kuruluk gibi ozellikleri vardir.

Sicagin Alametleri; Kirmizi beden, bugday ten, genis gogus, hareketli nabiz, gozuken damarlar, suratli konusma ve hareket, uyaniklik suresinin uzun olusu, esneme, el ayak ve kemiklerin buyuklugu, keskin kokulu gayta olarak siralanabilir. Bunlarin aksi soguya alamettir 1

Bu alametlerden en fazlasini gosteren kimse icerisinde o mizac ayni nispette yuksek bulunur.

1 Erzurumlu Ibrahim Hakki - Marifetname

Micazlarin karakteristik genel ozellikleri ise, asya mizacinda sabirliliktir, gercegi dogru olsa da menfi oldugunda kabul etmez. Bati mizacinda mantiklilik hakimdir ve gercegi ortaya koymada daha etkindir.


Kan ustunlugu ile olusan ates mizacinda dobralik hakimdir ve bu tutku gercegi kendi fikrine dogru cekmeye egilimlidir. Toprak mizacinda ise itaatkarlik olarak gozlemlenmistir. Afrika insanini bu anlamda tanimak uzun ve zahmetli bir sureci gerektireceginden bu konudaki bilgilerimin kisitli oldugunu belirtmem gerekir. Asya mizaci insanlarinda cene burun arasi mesafe uzun olmus tur ki bu da sebat ve sabira delalettir, bati micazi insanda kas ile sac arasi genis, ates mizaci insanlarda kan ustunlugu ile kirmizi ten, toprak mizaci insanlarda ise kara ten ve kivircik sac gozlemlenmistir.


Mizacin Dengesi ve Saglik


Insan huzuru mizacinda agir basan elementi ziddi ile dengeye cekerek bulur. Sicakligi sogukluk ile kurulugu ise rutubet ile dengeleyebiliriz. Eger insan vucudunda sogukluk ustun ise soguk gida ve hava sartlari o insanin sagligini bozacaktir.

Bazi orneklerle bunlari acacak olursak asyada yasamasina ragmen sabri az bir kimsenin asya mizacindan uzak oldugunu soyleyebiliriz. Batida yasayan bir kimsenin vucudunda su orani fazla oldugunda dolunayin da asiri nem etkisiyle vucuttaki su oraninin yukseldigi zamanlarda gozlemlenen, suca yatkinlik ve kurt adam kultu mizacin dengeden kayarak su elementinin agir bastigi zamanlarda görülür. Goruldugu gibi suyu ustun bir mizacin yine suyu artigi zamanda sagligini kaybetmistir. Bu kimseler vucuttaki su oranini dengeleyerek sifa bulurlar ve bu sayede suca yatkinliklarini torpuleyebileceklerdir. Bu dengeyi yakalayabilmek icin kuru sicak cografyada yasayarak kuru sicak gidalari alarak sifaya kavusurlar. Burdan anlasiliyor ki dort elementi dengede tutmak sifadir ve birinin fazlaligi insani hasta etmektedir. Buradan hareketle bir ornek daha vereceğiz. Erkeklerin vucut mizaci sicak kadinlarinki ise soguktur.1

1 Erzurumlu Ibrahim Hakki - Marifetname

Bunu erkek ve kadinin gorunusunden cikarabildigimiz gibi karakteristik yapisindan da anlayabiliriz. Cunku erkek daha kalin hatlara sahip, hizli olmasinin yani sira karakterindeki dobraligi ile de sicakligin kendinde hakim oldugunu gosterir.


Vucuttaki atesin eksik oldugu erkeklerde karsi cinse olan istek daha seyrek gozlemlenir. Anlasiliyor ki erkegin mizaci olan ates bazi kimselerde eksik kalmistir ve bu eksiklik de ahlak ve goruntulerinde belirmistir. Ahlaklarinda atesin verdigi dobralik gozlemlenmezken goruntulerinde de kalin kemikler yoktur yani atesleri eksiktir. Bu erkekler atesli gidalar ile beslenip atesli

cografyalarda yasayarak sihhate kavusur. Fakat rutubetli cografyalarda ve rutubetli gidalarla beslendiklerinde vucutlarindaki atesin de eksikligi ile rutubetleri agir basarak hastalanirlar sonrasinda hemcinslerine egilim icinde olduklari gozlemlenir. Hemcins egilimlerinin yogun oldugu cografyalar da atesin ziddi olan rutubetli cografyalardir. Ozellikle Guney Amerikanin ve Guneydogu Asya’nin rutubetli cografyalarinda cogunlukla gozlemleniyor olmasi da atesi eksik erkeklerin mizaclarini dengelemedigi ve hastalandiklarinin bir gostergesidir. Sifa icin atesli gidalar ve kuru cografyalar tavsiye edilir.



Mizac Din iliski ve Diger Unsurlar


Insanlar mizaclarina uygun gelen kendileri icin tatbik etmeleri daha kolay olan dinlere meyil ettikleri gozlemlenmistir. Konu edindiginimiz asya, bati ve orta kusak icin de gecerlidir. Simdi bi bolgeleri tek tek ele alalim. Asyanin micazi onlari gercege olan arayistan cok maddeye olan istege yoneltmis ve kas burun arasi dar, gozu cekik olmus ve ask ve Imani zayif oldugu gozlemlenmis. Bu sekilde, kendi mizaclarina uygun felsefi inanc temelli dinlere yonelmislerdir. Dunden bugune sectikleri dinden beklenti icerisinde olmuslar ve kendisi icin zenginligi ve sansi onlara sunacak olan dini tercih etmislerdir. Iyi dileklerde bulunurken sansin yaninda olmasini ve iyilik yaparak iyiliklerin kendilerini bulmasini umarlar. Bu mizacin insanlari dinlerini degistirseler dahi gectikleri dinin esaslarini dunyevi beklentilerini karsilamalari cercevesinde degerlendirirler. Bu bolgeler tarihlerinde seyyahlar icin son derece guvenli olmus, gezginler icin elverisli yerler olarak bilinmis. Bunun yani sira ahlaki degerlere sahip cikilmis ve eglenmek icin gidilecek yerler olarak bilinilmek istememislerdir. Gunumuzde de bu ozelliklerini korumuslardir.


Orta asya, orta dogu ve anadoluyu icine alan cografya orta kusakta kalmis ve ates mizaci gozlemlenmistir. Bu insanlarin vucudunda kan birikmis ve yanaklari kirmizi olmus ve bu mizac geregince insanlar dobra, adil ve hakikat arayisi icerisinde olmuslardir. Bu bolge hakikat arayisi ile musluman olmus. Sicak bedenler gozlemlenmis. Bu insanlarin kaslari ile burun arasi mesafe genis olmus. Bu gensilik onlarin aska ve Allaha olan imanlarinin guclu oldugunu gosterir. Bu cografya insani tarih perspektifinde defaatle gozlemlenmistir ki yoneticiler kendi atadiklari adli makamlarca yargilanmis ve haklarindaki menfi kararlara razi olmuslardir.1 Bu gercek gosteriyor ki ates mizacinin ozelligini tasimislar ve hakikate razi olmuslardir. Bunun yani sira ates mizacinin hakim oldugu musluman cografyada ise insanlari mezhep ayriliklarina iten etken hakikat arayisi olmustur, bu mizactaki insanlarin tercihlerini sekillendiren unsur ates mizacinin dobralik unsurudur. Bu sayede daha dogru oldugu sanilan esaslar altinda mezhepler olusmus ve bu mezhepler halen iletisim halinde bulunarak birbirlerinden ictihat almakta oldugu gorulmustur.

Atesli olmalari sehvetlerine maglup olmalarina sebep olmus fakat adil olmalari ile de merhamet etmede kabiliyetli olmuslardir. Soguk bedenli bir kimsenin sehvete kapilmasi ile sicak bedenli kimsenin sehvetine yenik dusmesi ayni olcude degerlendirilmemelidir. Bu gezginlerin anlamakta zorluk cektigi bir konudur. Bir baska ornegi de merhamet noktasinda verelim; Asya mizaci bir insana merhamet gostermekte yetersiz kalirken orta kusak mizaci kolaylikla merhamet gosterir. Dolayisiyla bir asya mizacinin merhamet gosterebiliyor olmasi orta kusak mizacinin gosterdigi merahemete oranla gore cok daha buyuk bir erdem olarak degerlendirilmelidir.


Bati insani gunesin alevinden mahrum kalarak mizaci sekillenmis dolayisiyla beyaz tenli olmus ve sarisinlar gozlemlenmis. Kulaklari yuksek olarak mantikli olmus ve uzun vadeli hesaplar yapabilmis ve sonrasini da hesap eden bir mizaca sahip

1 ibn Battuta Seyahatnamesi

olmustur. Bu mizac onlarin pragmatist etmis ve dolayisiyla bu yaklasim dinlerine yansirken kendilerine faydali olani tercih etmeye yoneltmistir. Nitekim batidaki mezhep ayriliklarinin temelinde mantik cercevesinde cikar ilisikileri gozlemlenir. Liderlik mucadelesi ile Merkez kilise oluslarini ilan ederek ayrisan katolik ve orthodox dunyasina ingiliz kralinin sahsi menfaatine olur verecek olan bir anglikan kilisesinin acilmasi ile bir yenisinin eklenmesi ile ayrismislar ve cikarlari cercevesinde aralarinda iletisimi kesmislerdir. Aslinda bu sonuc mizaclarindan dogan bir sonuctur.


Bati insani ayni zamanda mantikli olmus ve vucudundaki atesin itidalli olsu ile egosunu bir kenara birakarak salt ilim yapmada kabiliyetli olduklari gozlemlenmistir.


Orta bolgede afrika insani vucudunda siyah duman bol olmus ve siyahi tenli olmuslardir. Bu onlarin saclarinin kivircik olmasina ve itaatkar olmasina sebep olmustur ve tarih boyunca sıkça itaat altinda tutulduklari da gozlemlenmistir.



Mizaclarin Birbirine Gore Yorumlari


Her mizac digerini anlamakta zorluk cekmis ve birbirlerini yadsimislardir. Bati insani sozde nazik ve mutesekkir gorulmus fakat eylemde ayni hassasiyeti gosterememistir. Dogu ve orta kusak insani bati insanini vahşi olarak yorumlamistir.


Orta kusak insani ise icinde mutesekkir ve nazik olsa da bunu disa gostermemis ve dogu ve bati tarafindan barbar olarak yorumlanmistir.


Dogu insani ice donuk olmus ve bati ve orta kusakca anlasilamayarak cani olarak yorumlanmistir.


Sonuc


Insanin mizaci kozmolojik etkiler ile sekillenmistir ve bir bolgede farkli toplumlar farkli zamanlarda yasamis olsalar dahi o bolgenin benzer mizac ozelliklerini tasimislardir. Biz elimizden geldigince sebep sonuc cercevesinde mizac ozelliklerini ve bu dort mizacin dunya uzerindeki dagilisini acikladik. Bu eseri okuyanlar yeni gelismeler cercevesinde tarihi buluntulari ve guncel olaylari degerlendirirken isabetli yorumlar yapabileceklerdir..


Hiç yorum yok:

Yorum Gönder